Maxmûr Kampı'na saldırıya cevap: Ne olursa olsun planlarını boşa çıkaracağız

  • 09:10 15 Ocak 2022
  • Güncel
Medya Üren
 
HABER MERKEZİ - Maxmûr Kampı'na yönelik ambargo, abluka ve saldırı devam ederken, son olarak Bağdat hükümetinin kampın etrafını tellerle kapatma girişimi halkın tepkisi sonucu durduruldu. Tüm saldırıların kampın boşaltılması amacıyla yapıldığını söyleyen İştar Meclisi Koordinasyon Üyesi Çiçek Cengiz, ne olursa olsun direneceklerini yapılan planları boşa çıkaracaklarını söyledi.
 
Federe Kürdistan Bölgesi’nde 17 Temmuz 2019 yılında Türkiye’nin Erbil Başkonsoloğu’nda görevli Osman Köse’nin öldürülmesinden sonra Federe Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Maxmûr Kampı üzerine ambargo uygulamaya başladı. Kamp ambargo öncesi de Türkiye’nin hava saldırıları ile karşı karşıya kalmıştı ve bu saldırılar adım adım devam etti. Ambargo sonrası saldırılar yoğunlaştı ve en son Irak Merkezi Hükümeti Maxmûr’un etrafını tellerle kapatmak istedi. 
 
Maxmûr Kampı İştar Meclisi Koordinasyonu Üyesi Çiçek Cengiz, Maxmûr’a yönelik saldırılara ilişkin JINNEWS’e konuştu. Çiçek,  amacın Maxmûr’u boşaltmak olduğunu ancak bunu boşa çıkaracaklarını söyledi. 
 
Defalarca saldırı ve ihanete uğradılar
 
Maxmûr’un geçmişine değinen Çiçek şöyle dedi: “Maxmûr halkı 1994’ün başında Türk devletinin saldırılarından dolayı göç etmek zorunda kaldı. Türkiye’nin katliamlarını kabul etmeyen halk Güney Kürdistan’a göç etti. Bu süre içinde Xesrok, Bihêrê, Serani, Bêrsîvê, Geliyê Qiyametê, Etruş, Ninova ve Nehderan gibi 8 kamp değiştirdiler. Her göç ettiklerinde KDP ve Türk devletinin saldırılarına maruz kaldılar. Talan, ambargo ve hava saldırılarında onlarca çocuk ya açlıktan ya da zorlu şartlardan dolayı yaşamını yitirdi. Aralıksız süren saldırılara rağmen halk hiçbir zaman özgür önderlik ve özgür yaşamdan taviz vermedi.”
 
‘Maxmûr’da sıkıntılar sürüyor’
 
Maxmûrluların yaşadıkları zorluklara dikkat çeken Çiçek, “Halkın uzun ve zorlu yolculukları 1998’de Maxmûr ilçesinde son buldu.  Maxmûr’da zorlu yaşam koşulları hala daha devam  etti. Kalacakları bir yer yoktu ve akreplerden dolayı onlarca insan yaşamını yitirdi. Ancak tüm zorluk ve tehditlere rağmen, burada yeni bir yaşam inşa edildi, evler yapıldı, belediye, eğitim kurumları, sağlık kurumları ve öz savunma kurumları oluşturuldu. Aynı yıl Birleşmiş Milletler  resmi olarak kampı mülteci kampı olarak kabul etti” diye konuştu. 
 
Birleşmiş Milletler Maxmûr’u korumadı
 
Birleşmiş Milletler (BM) korumasında olmasında olmasına rağmen BM kampı korumadı diyen Çiçek şöyle devam etti: “Maxmûr birçok kez hava saldırıları ile bombalandı ve burada yaşayan birçok insan yaşamını yitirdi. MİT mensubunun, öldürülmesi  bahanesi ile kamp Türkiye ve KDP tarafından abluka altına alındı. Ambargo nedeniyle birçok hamile kadın yaşamını yitirdi, ambargo ekonomik olarak etkiledi. Birçok genç ambargo nedeniyle yönünü uzak yerlere verdi. Bu DAİŞ’in olduğu süreçte idi ve bunun sonucunda onlarca genç de yaşamını yitirdi. Maxmûr’a yönelik saldırılar aralıksız devam etti. Ancak buna rağmen BM hiç adım atmadı. Sessizlikleri  bize saldırılara destek verdikleri mesajı veriyor. Bize yönelik saldırılar onların çıkarlarına uygun. Bizler BM’nin Maxmûr’da inceleme başlatmasını  ve saldırılara karşı çözüm bulmasını istiyoruz.”
 
‘Bize Türkiye’ye dönmeyi dayatıyorlar’
 
Federe Kürdistan Bölgesi’ne geldiklerinde farklı bir beklenti içinde olduklarını söyleyen Çiçek, ancak karşılaştıkları şeyin onları çok incittiğini belirtti. Çiçek, “Sonuç olarak biz farklı bir yere göç etmemiştik. Biz yine Kürdistan toprağı üzerindeydik. Ancak geldiğimizde zulüm ve kirli bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de gizli saklı bahanelerde ambargo sürdürüyorlar. Son zamanlarda birçok insanı katlettiler. Bu uygulamalarla  bizi  buradan çıkarmak istiyorlar.  Siz  Türkiye’nin zulmüne bir kez daha denmeye mecbursunuz diyorlar. Bunu dayatıyorlar. Zaten bizim göç etmemizin nedeni de buydu. Bu da fiziki, psikolojik ve sağlık açısından kapanmayacak yaralar açıldı” ifadelerini kullandı. 
 
‘Örgütümüz planlarını boşa çıkardı’
 
Maxmûr’un stratejik bir yerde olduğunu belirten Çiçek şunları dile getirdi: “Buraya yerleştiğimizde birçok insanın yaşamını yitirdiğini söylememiz sıradan bir olay gibi ele alınmamalı. Burada büyük bir katliam yapmak istiyorlardı.  Viran, cehennem gibi bir yer bize verdiler. Halkımız kendi iradesi ile Qereçox dağının etrafına yerleşti. Hiçbir zaman onların politikalarına boğun eğmedi halk. Politikaları boşa çıkarıldı.  Mülteciler cehennemi cennete çevirdi. Burada işçilik yaptılar, ekin ektiler, evlerini yaptılar. Kendi imkanları ile  yeni bir yaşam inşa ettiler.  Bu da Maxmûr halkının örgütlülüğünü gösteriyor. Burada büyük bir irade, amaç, sevgi ve bağlılık var. Bu bizi ayakta tutuyor ve dağılmamamıza neden oluyor.”
 
‘Saldırılar birbirine bağlı’
 
Yapılan saldırıların birbirine bağlı olduğuna dikkat çeken Çiçek, “Maxmûr halkına yönelik şimdiye kadar yapılan saldırılar birbirine bağlı ve aynı amaçla yapılıyor. Çünkü Kürdistan halkı hangi parçada ya da dünyanın neresinde olursa olsun eğer örgütlenmişse ve bir özerklik oluşturmuşsa düşman oraya giriyor. Kürtleri her zaman kendileri için tehlike olarak görüyorlar. Örgütlülükleri büyük korku yaratıyor. Bununla birlikte 27 Aralık’ta Bağdat hükümeti Maxmûr’un etrafını kapatmak istedi. Ambargonun yanı sıra tel örmek istediler. Halkın direnişi ile bu seferlik geri adım attılar. Toplanan binlerce Maxmûrludan dolayı mecbur kalıp geri çekildiler” diye belirtti. 
 
‘Kürt halkının çıkarlarına göre yaklaşmıyorlar’
 
KDP’nin yaklaşımlarını da değerlendiren Çiçek devamla, “Sadece biz değil, tüm Güney halkı KDP’den rahatsız.  Kürdistan dağları bombalanıyor ve Güney Kürdistan üzerine büyük bir saldırı var. KDP rahatsızmış gibi gösterse de saldırılara destek veriyor. Yüzlerce insan yaşananyardan dolayı göç etmek zorunda kaldı. Belarus sınırında birçoğu yaşamını yitirdi. Bu onların ayıbı. Açık ki Kürt halkının çıkarlarına göre hareket etmiyorlar. Kendi ailesel çıkarlarına göre yaklaşıyorlar” dedi. 
 
‘Halkımızın çıkarları için ayakta duruyoruz’
 
Direnişlerine dikkat çeken Çiçek son olarak şunları söyledi: “Bize yönelik nasıl bir saldırı olursa olsun davamızdan ve amacımızdan vazgeçmiyoruz. Saldırılara karşı daha da örgütleneceğiz ve kirli planlara izin vermeyeceğiz. Şimdiye kadar çabamız sonuç verdi ve bundan sonra da verecek. Kürt halkının çıkarları için ayakta duracağız. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan özgür oluncaya kadar ve kimliğimiz özgürleşinceye kadar Maxmûr’u boşaltmayacağız.”