‘Yaşamı savunuyoruz’ etkinliklerine katılım çağrısı

  • 09:04 15 Ocak 2022
  • Güncel
İSTANBUL -  İHD İstanbul Şubesi tutsak aileleri ile birlikte “Hapishanelerde Ölüm İstemiyoruz, Yaşamı savunuyoruz” şiarı ile Ocak ayı boyunca her Cumartesi günü 14.00- 17.00 saatleri arasında düzenlediği etkinlikler için katılım çağrısında bulundu. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve tutsak aileleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ile artan ölümlere ilişkin “Hapishanelerde Ölüm İstemiyoruz, Yaşamı savunuyoruz” şiarı ile bir aylık eylem planı kararı aldı. İHD İstanbul Şubesi’nde geçen Cumartesi günü başlatılan eylemin bu hafta ikincisi düzenlenecek. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, cezaevlerinde artan hak ihlallerine karşı yoğun çalışmalarının olduğunu söyledi.
 
‘Eylemlilik ile duyarlılık oluşturmak istiyoruz’
 
Şube olarak 10 yıldır “F Oturumu” eylemi adıyla hasta tutsakların durumuna dikkat çektiklerini anımsatan Gülseren, “Bu süreçte daha etkili bazı eylemler ile bu konunun toplum gündemine getirilmesine, yetkililerin dikkatini bu noktaya çekmeye ihtiyaç olduğunu düşündük. Bu nedenle, ‘Yaşamı savunuyoruz’ adı altında etkinlikler planladık” dedi. Gülseren, etkinliğin amacını ise şöyle anlattı: “Hapishanelerde yaşanan ciddi problemleri tartışmanın yanında özellikle hasta hasta mahpusların sağlık ve yaşam hakkının korunması noktasında bir duyarlılık geliştirmek ve bu duyarlılığın özellikle mahpusların sağlık ve yaşamından sorumlu olan devlete bir yaptırım uygulayacak eylemlilik ile faaliyete dönüşmesi.”
 
‘Hak ihlalleri sadece hapishaneleri ilgilendiren sorun değil’
 
Cezaevleri ile ilgili çalışan hak, hukuk ve insan hakları örgütlerinin olduğunu fakat yeterli düzeyde olmadığının altını çizen Gülseren, “Ailelerin örgütlenmelerinin önemli bir rolü var. Ancak ailelerin de F Tipi hapishane uygulaması ile yan yana gelmeleri ve örgütlenebilmeleri oldukça zorlaştı. Çünkü mahpuslar, özellikle sürgün sevkler ile aileden çok uzakta tutuluyor. Bunun gibi pek çok problem var. Ama buna rağmen hem aileler hem hukuk ve insan örgütleri bu problemlere duyarlılıklarını sürdürebiliyorlar.  Ancak bunun pek çok noktada yetersiz olduğunu görebiliyoruz. Çok ciddi insan hakları sorunu var ve bu sorun sadece hapishaneleri ilgilendiren bir sorun değil. Bu ülkede insan hakları konusunda ne kadar kötü ise hapishaneler bunun iki katını yaşıyor. İnsan hakları karnesi kötü olan bir ülkede yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Taleplerin cezaevi boyutu ile önemsenmesi lazım’
 
Ülkede demokrasi, hukuk ve insan haklarının olmadığını ve bunun herkes tarafından da haykırıldığını belirten Gülseren, adalet, hukuk ve demokrasi taleplerinin cezaevi boyutu ile önemsenmesi gerektiğini ifade etti. Gülseren, “Birlikte mücadele etmenin bir alt yapısı olduğuna inanıyoruz. Ancak farklılık yaratmaya, motivasyon ihtiyacı var. Bu konuya belki özel olarak dikkat çekilmesi gerekiyor.  Bizim zaten yaptığımız mücadeleyi bir adım ileriye götürerek bu duyarlılığın oluşması noktasında katkı sağlamaya çalışmaktır” diye belirtti.
 
‘Umudumuzu güçlendirmek istiyoruz’
 
Yaptıkları eylem planı ile daha aktif bir ortam yaratmaya çalıştıklarını anımsatan Gülseren,  “Devam eden haftalar da yine hapishaneleri yakından ilgilendiren belgeseller ve söyleyişiler ile bu süreçte herkesin aktif katılımını sağlamak istiyoruz. Öğrenmek, mücadele azmimiz ile umudumuzu güçlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. 
 
Toplumsal muhalefet vurgusu
 
Gülseren, “Yaşamı Savunuyoruz” etkinlikleri adı altında mücadeleyi biraz daha büyütmenin koşullarını yaratmaya çalışacaklarını ifade etti. Gülseren, devamında şunları söyledi: “4 hafta sonunda buradaki katılımcıların da önerileri doğrultusunda daha güçlü bir mücadelenin adımları atılabilir. Daha güçlü ve örgütlü bir mücadele tabi ki arzu ediyoruz. Umudumuz bu yönde burada bizim örgütlülükten anladığımız şey toplumsal muhalefetin belli bir amaç etrafında bir araya gelmesi. Biz her etkinlik öncesi etkinlik programını duyurarak çağrı yapıyoruz, yapacağız. Her hafta Cumartesi günü Ocak ayı boyunca saat 14.00-17.00 arasında ‘Yaşamı savunuyoruz’ etkinliklerimiz derneğimizde devam edecek. Ne kadar çok katılırsak o kadar çok mahpusa ses olabiliriz ya da nefes olabiliriz.”